Prof. Dr. Müslime AKBABA (Yalaz)

Basın bültenleri

İri gözler tiroit hastalığı habercisi olabilir

29 Temmuz 2019 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Haberi

http://www.cumhuriyet.com.tr/foto/foto_galeri/1509642/1/iri_gozler_tiroit_hastaligi_habercisi_olabilir.html

Toplumumuzda ‘güzelliğin sembollerinden’ biri olarak kabul edilen iri gözlerin altında tiroit hastalığı yatabiliyor! Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müslime Akbaba, görülme sıklığı kadınlarda erkeklere göre 5 kat fazla olan tiroide bağlı göz hastalığına yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Göz kapaklarında şişlik, kızarıklık, gözde kanlanma gibi şikayetlere neden olan tiroide bağlı göz hastalığı başlangıçta ise iri gözlerle kendini belli ediyor. Ancak iri gözler, özellikle de toplumumuzda güzelliğin de sembolü olarak görüldüğü için, iri gözlere sahip kişiler, bunun ciddi bir hastalığın belirtisi olabildiğini öğrendiklerinde büyük bir şaşkınlık yaşıyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müslime Akbaba, iri gözlerin, tiroidin yanı sıra; göz arkasındaki tümörlerin de önemli bir belirtisi olabildiğini belirterek, bu hastalıkların tanı ve tedavisinde geç kalınması durumunda ileride düzeltilmesi zor olacak görme ve şekil bozukluğu gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınabileceğini söylüyor.

Tiroide bağlı göz hastalığının her yaşta kapıyı çalmakla birlikte en sık 40’lı yaşlarda ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Müslime Akbaba “Tiroide bağlı göz hastalığı, gözün içinde bulunduğu çukurluğun en sık görülen hastalığı olup, tiroit bezinin bozukluğuna bağlı olarak gelişiyor. Tanı ve tedavide geç kalınması ise gözlerde ciddi hasara yol açabiliyor” diyor.

Sigara ve stres tetikliyor!

Tiroide bağlı göz hastalıkları, göz çukurluğu hastalıklarının yarısından fazlasını oluşturuyor. Toplumda zehirli guatr olarak da bilinen bu durumun sebebi tam olarak bilinmemekle beraber, başlangıçta gözlerin iri görülmesi en önemli belirtilerinden birini oluşturuyor. Görülme sıklığı kadınlarda erkeklere oranla 5 kat fazla. Hastalığın aktif ve inaktif olmak üzere iki evreden oluştuğunu belirten Prof. Dr. Müslime Akbaba “Aktif evrede erken dönemde hastalığın tanınması tedavinin daha başarılı olmasını sağlıyor. İnaktif evrede ise geri dönüşümü olmayan değişiklikler sadece cerrahi yöntemlerle düzeltilebiliyor” diyor.

Tiroide bağlı göz hastalığında tiroit bozukluğunun yanı sıra sigara ve stresin de hastalığı tetikleyen en önemli sebepler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Müslime Akbaba “Gözün iri görünmesinin yanında göz kapaklarında şişlik, kızarıklık, gözde kanlanma, ağrı, itilme hissi, çift görme, görme bozukluğu başlıca belirtilerini oluşturur. Sabahları belirtiler daha belirgindir. Bu belirtilerden biri ya da birkaçı olan hastaların en kısa zamanda göz doktoruna gitmesi gerekir. Tiroit hastalığı tetiklediği için de hasta endokrin uzmanı ile birlikte takip edilmelidir” diyor.

Tiroit hastalığının tek başına tedavisi yeterli değil

Hastalık belirti ve bulgularına göre hafif, orta ve ağır şiddette olmak üzere üç kısma ayrılarak tedavi aşamasına geçiliyor. Erken tedavi sayesinde hastaları rahatsız eden şekil ve görme bozukluklarını düzeltmek mümkün oluyor. Hastalığın tedavisinde tiroidin de mutlaka tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını, ancak gözün iyileşmesi için bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Müslime Akbaba, “Hastalarımız bize başvurduklarında öncelikle hastalığın aktivite ve şiddetini belirliyoruz. Bunun için göz muayenesi yeterli olmaktadır. Yardımcı bazı tanı yöntemleri tedavi şekline karar vermemizi kolaylaştırıyor. Belirlenmiş protokoller çerçevesinde medikal ya da cerrahi tedavisini yapıyoruz. Tedavide endokrin uzmanı ve göz hekiminin ortak çalışması tedavinin daha başarılı olmasını sağlar” diyor.


Gözdeki hangi sorun hangi hastalıkların sinyali?

Mayıs 2018 tarihli Sözcü gazetesi haberi

https://www.sozcu.com.tr/2018/saglik/gozdeki-hangi-sorun-hangi-hastaliklarin-sinyali-2393870/

Günümüzde cep telefonları ve bilgisayarlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldular adeta. Ancak gün boyunca ekran başında çalışmak, saatlerce cep telefonunda sosyal medyayı takip etmek, internetten alışveriş yapmak gibi etkenler nedeniyle gözleri aşırı kullanmak göz sağlığını önemli ölçüde tehdit edebiliyor. Örneğin göz kuruluğu ile göz yorgunluğunu tetiklemesi gibi. Bunların yanı sıra ortalama yaşam süresinin uzaması nedeniyle ileri yaş grubunda görülen sarı nokta hastalığı, katarakt, göz tansiyonu ile diyabete bağlı göz hastalıkları da artık daha çok görülüyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müslime Akbaba göz hastalıklarına erken dönemde tanı konulduğunda sorunun genellikle kolay yöntemlerle tedavi edilebildiği, bunun aksine geç kalındığında ise kalıcı görme kaybı gibi ciddi sorunlar gelişebildiği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle gözlerde bir yakınma geliştiğinde internetten hastalık taramak veya sorunu komşu önerileriyle çözmeye çalışmak yerine zaman kaybetmeden doktora başvurmak çok önemli. Peki ama kimi zaman ‘kendiliğinden geçer’ diyerek önemsemediğimiz, kimi zamansa komşumuzun tavsiyesiyle çözüm bulmaya çalıştığımız yakınmalarımız hangi hastalıkların habercisi olabiliyor?Acıbadem Kadıköy Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müslime Akbaba gözlerdeki belirtilerin hangi hastalıkların sinyali olabileceğini anlattı önemli bilgiler verdi.

Görme bozukluğu
Görme bozukluğu genellikle çocuklarda kırma kusurları, göz kayması ile göz tembelliğine işaret ediyor. Gençlerde çoğunlukla kırma kusurlarının habercisi olurken, orta ve ileri yaşta katarakt, göz tansiyonu ve sarı nokta hastalıklarıyla ilişkili oluyor. Prof. Dr. Müslime Akbaba ayrıca 40 yaş sonrasında uyum gücünün azalması sonucu yakın görme bozukluğu geliştiğini belirterek, “Bu tamamen fizyolojik bir durumdur, hastalık olarak değerlendirmemek gerekiyor” diyor.

Gözlerde kanlanma
Göz yüzeyinin tepkisel bir reaksiyonu olarak belirtilen gözlerde kanlanma sıklıkla yüzeysel kılcal damarların genişleyip belirginleşmesi nedeniyle oluşuyor. Göz kuruluğunun en yaygın belirtisi olmanın dışında konjonktivit (gözlerin beyaz kısmı ile göz kapaklarının iç kısmını kaplayan ince ve şeffaf bir zar olan konjonktiva tabakasının iltihaplanması) ile blefarit (kapak kenarı iltihabı) veya keratit (kornea iltihabı) gibi enfeksiyonlar ve alerjik hastalıklarda da gelişebiliyor.

Göz ağrısı
Ağrı göz çevresinde veya göz arkasında hissedilebiliyor. Göz kuruluğu, göz tansiyonu, gözlerde uçuk gibi bazı göz enfeksiyonları, arpacık ile göz migreni ağrının başlıca sebebi. Sinüzit de göz ağrısı yapan en önemli sebeplerden birini oluşturabiliyor.

Gözde yaşarma
Gözyaşı üretiminin ya da boşaltımının bozulması gözlerde yaşarmaya neden olabiliyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine göz kuruluğu refleks yolla gözde yaşarma belirtisi verebiliyor. Bunların yanı sıra alerjik hastalıklar, toksik ortamlar ve enfeksiyonlar, alt göz kapağının gevşekliği, gözyaşı kanalcık ağızlarının dışa dönmesi veya tıkanması, gözyaşı kanalının tıkanması gibi durumlarda da drenaj yapılamadığı için gözlerde yaşarma oluşuyor. İleri yaşta göz kapağının gevşekliği de özellikle okuma faaliyetleri sırasında yaşarmaya neden olabiliyor.

Çapaklanma
Gözlerde çapaklanma sorunu oluştuğunda aklımıza ilk olarak enfeksiyon geliyor. Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müslime Akbaba toplumdaki yaygın inanışın aksine çapaklanmanın her zaman enfeksiyon belirtisi olmadığını vurgulayarak, “Örneğin alerjik konjonktivit tablosunda sulanma ve kaşıntıyla birlikte çapaklanma da olabiliyor. Göz kapağı kenarı iltihabı, konjonktivit ile kreatit (gözün önünde yer alan kornea tabakasının iltihaplanmasıyla gelişen bir hastalık) tablosunda da çapaklanma oluyor. Gözyaşı kanalı tıkanıklığında da kızarıklık ve ağrı olmadan sadece sulanma veya çapaklanma oluşabiliyor” diyor.

Işık çakması
Prof. Dr. Müslime Akbaba gözlerde ışık çakmasının retina hastalıkları ve migrenin habercisi olabileceğini belirterek şunları söylüyor: “Retina yırtıkları ışık çakmaları şeklinde belirtiler verebiliyor. Özellikle yüksek miyop olan hastalarda ışık çıkmaları daha sık görülüyor. Erken teşhis edildiğinde lazer yöntemiyle yırtık çevresi kapatılarak dekolman, bir başka deyişle retina tabakalarının birbirinden ayrılması önleniyor. Retina yırtıkları acil tanı ve tedavi gerektiren bir durum. Çünkü erken dönemde tanı konulduğunda lazerle tedavi edilebilen bu tablo tedavide geç kalındığında retina dekolmanı (ayrılması) adı verilen ve körlükle sonuçlanabilen hastalığa neden olabiliyor. Görme alanında ışığın yanıp sönmesi, zikzaklı çizgiler, dalgalı görme ise migrenin tipik belirtisini oluşturuyor. Hastalarda bu belirtiler büyük kaygı yaratsa bile atak sonunda yakınmalar tamamen düzeliyor”

Gözlerde uçuşan siyah cisimler
“Hastalar gözlerde uçuşan siyah cisimleri nokta, çizgi, örümcek ve sinek gibi farklı şekilde tanımlıyorlar” diyen Prof. Dr. Müslime Akbaba sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunlar gözün içindeki boşluğu dolduran, saydam jel yapısında olan ve vitreus adı verilen, şeffaf ortama düşen hücre kümelerinin retina üzerindeki gölgeleridir. Daha çok aydınlık ortamda ve açık zeminde görülüyorlar. Hatta katarakt ameliyatından sonra hastaların yeni şeffaf mercekleri nedeniyle farkındalıkları rahatsızlık verecek kadar artabiliyor” Bu yakınmalarla gelen hastalarda detaylı bir göz dibi muayenesinin yapılması gerekiyor. Çünkü göz içinde herhangi bir iltihap, kanama veya tümör de benzer belirtiler verebiliyor.

Işığa karşı hassasiyet
Işığa karşı hassasiyet; göz kuruluğu, hipermetropi, astigmatizma, alerji ve daha nadiren bazı doğuştan retina hastalıklarının sinyali olabiliyor. Küçük bir çocuğun ışıktan rahatsız olmasında altta yatan neden genellikle hipermetropi veya astigmat olurken, gençlerde ise alerjiyi, orta ve ileri yaşta ise göz kuruluğu sonucu oluşan kornea abrazyonunu düşündürüyor.

Bu muayeneler çok önemli

Prof. Dr. Müslime Akbaba hiçbir yakınma olmasa bile rutin göz kontrollerinin asla ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Rutin göz kontrolleri sayesinde ileride onarımı mümkün olmayan retina ve görme siniri gibi göz hasarları henüz ortaya çıkmadan önlenebiliyor” diyor. Prof. Dr. Müslime Akbaba hangi yaştan itibaren hangi sıklıkta rutin göz muayenesi olunması gerektiğini de şöyle açıklıyor:

İlk göz muayenesinin 6 aylıkken yapılması, doğumsal bazı hastalıkların erken tanısı açısından önemli.
Hiçbir göz hastalığı olmayan sağlıklı kişiler 50 yaşına kadar 2 yılda bir, 50 yaşından sonra da yılda bir kez göz muayenesinden geçmeye özen göstermeliler.

Herhangi bir göz problemi olan kişilerde ise o hastalığın gerektirdiği periyotlarda muayenelerin tekrarlanması da büyük önem taşıyor.